Friday 13 
performance

Ceren Oykut (Live Drawing)
Sheila Chipperfield Jr (DJ)
Yuko Matsuyama (Dancer)

Eschschloraque, Berlin
May 2016



..................................................                  ...............................................................................................








You Are Here

solo exhibition
Galerie Herold / Künstlerhaus Güterabfertigung
Bremen

June, 2016





...........              ...........................................     ..........................................











Swimmers In The Field
solo exhibition 
Kunstverein Erlangen, Neue Galerie

part of 17. Internationaler Comic Salon Erlangen






........         .............     ...............    .................    ...............   ................
















Konstantiniye ve Ayasofya Defterleri
Sketchbooks of Constantinople and Hagia Sophia

solo exhibition 

Galata Rum Okulu / Σχολή Γαλατά 
Galata Greek School

Istanbul, november 2015

Ceren Oykut's exhibition "Sketchbooks of Konstantiniye and Ayasofya" was prepared with inspiration from the book named La Fondation de Constantinople et de Sainte-Sophie Dans les Traditions Turques"  (The Foundation of Constantinople and Hagia Sophia in Turkish Traditions)  written by Stefanos Yerasimos in 1990. Making broad landscape drawings built on details acquired from everyday life, Oykut utilizes elements from caricature, miniature and cartography. In this exhibition, Oykut intends to apply the methods that Yerosimos formulated while studying the creation and transformation processes of legends within the book, using "items" from her drawings with detaching them from their native context by cutting, cropping, dragging and multiplying to create new topographies. Oykut also concentrates on a legend told in the book that takes place during construction of Ayasofya. Through a character which can be seen as a guardian, an angel, an apprentice and a victim at the same time in the legend of yet unnamed cathedral, Oykut links to contemporary Istanbul. She exhibits her works in progress and their process together to turn time and space into a living cartography.

Ceren Oykut’un “Konstantiniye Ve Ayasofya Defterleri” başlıklı sergisi Stefanos Yerasimos’un Türk Metinlerinde Konstantiniye Ve Ayasofya Efsaneleri adlı kitabından esinlenerek hazırlandı.
Karikatür, minyatür ve kartografi gibi alanlardan beslenerek günlük hayattaki detaylar üzerinden manzara çizimeri yapan Oykut; bu sergide Yerasimos’un 1990 yılında yazdığı Türk Metinlerinde Konstantiniye Ve Ayasofya Efsaneleri adlı kitabında efsanelerin oluşum ve dönüşüm süreçlerini incelerken saptadığı belli başlı yöntemleri kendi çalışmaları üzerinde uyguluyor. Oykut çizimlerinde yer alan birçok öğeyi kesme, taşıma ve çoğaltma yoluyla bağlamlarından kopartıp yeni topografyalar oluşturma sürecine giriyor.
Oykut ayrıca, kitabın Ayasofya’nın öyküsünü anlatan bölümünde geçen bir hikayeye de odaklanıyor. Efsanede yer alan, henüz adı bile konmamış devasa kilisenin inşaatı esnasında hep orada bulunan, aynı anda hem koruyucu, hem melek, hem çırak, hem de kurban olan bir karakter üzerinden günümüz İstanbul’una bağlanıyor ve bu hikayeden esinle üretmeye başladığı, henüz oluşum aşamasında olan işlerini oluşum süreçleri ile beraber sergileyerek zaman ve mekanı yaşayan bir kartografyaya çeviriyor.





Two Cities On Two Walls Facing Each Other
charcoal on wall
2015



















Toz / Dust
2015 
three blackboards and a video projection 


working process of the animated movie "Dust"











Çalışma Masası / Worktable 
2015
Drawings, watercolours, prints, graph papers in various sizes













Tarif / Delineation, 2014-15
digital print on paper






















...............................................            .....................            ..........................           .............             ..............          .................        .................














Tarlada Yüzenler / Swimmers In The Field
solo exhibition

x-ist

Istanbul, September 2015

photo by Mesut Güvenli





"... Some of you might remember that Ceren sowed the seeds of her first lines on the wooden floors of a building soon to be torn down due the damages inflicted upon it during a subway construction. That building was demolished long time ago, and its ruins remaining so many years in that colossal field that we call Istanbul have risen in a new form now in the midst of the city. Meanwhile, Ceren's seeds sown together with these ruins kept coming back to life in new and different forms all throughout these years. Yet, still we do not need a metaphor here as I am talking about an event with ultimately objective, political, sociological and historical parameters so that we do not need to sigh and despair with nostalgic and self-pitiful remarks: "Oh Istanbul, the great Istanbul, what happened to you!" In fact, seeds similar to Ceren's have always been sown in these lands by people like Abidin Dino, Cihat Burak, Aliye Berger, and Byzantinian icon painters. This is a field where lines swim around without sinking yet with roots reaching far down in the bottoms. Call them rhizomes, if you like, or radicles, but this is a field that is comprised of a particular swimming style in which are blended together all the possible and compossible lines encapsulated within various seeds of different shapes and colours. Therefore, the swimmers of this field are not contained in a linear historical line, they do not que up in a line of tradition, yet they exist in as much as they continue to swim "

"...Hatırlayanlar bilir Ceren ilk çizgilerini metro inşaatı yüzünden hasar gördüğü için yıkılacak olan bir apartmanın ahşap döşemelerine ekmişti. O bina çoktan yıkıldı, yıllar boyunca İstanbul dediğimiz o kocaman tarlanın içinde gömülü kaldı ve ardından tekrar yükseldi. Bütün bunlar olurken aradan yıllar geçti ve zaman içinde tarlaya ekilen tohumlar başka başka formlar halinde sürekli karşımıza çıktı. Durun, durun, burada hiç metafora ihtiyacımız yok, son derece nesnel, siyasi, sosyolojik, tarihsel parametreleri olan bir olaydan bahsediyorum ve öyleyse hiç de nostaljik bir havaya kapılarak, ah İstanbul vah İstanbul dememize gerek yok. Aslında Ceren'in ektiğine benzer tohumlar bu coğrafyada hep ekildi, kimler geldi kimler geçmedi bu topraklardan. Ne Abidin Dino'lar ne Cihat Burak'lar, ne Aliye Berger'ler ne Bizanslı ikonacılar. İşte bu hala batmadan su yüzünde kalarak ama kökleri de bir o kadar derinlere giden çizgilerin yüzdüğü bir tarla bu, dilerseniz rizomatik kökler deyin, dilerseniz köksapların yüzdüğü bir tarla ama işte irili ufaklı her türlü tohumun, tohum denen şeyin barındırdığı çizgiselliklerin harmanlandığı bir yüzme stilinden oluşan bir tarla. O yüzden lineer bir tarihte yer almıyor bu yüzücüler, gelenek kuyruğuna girmiyorlar ama sadece tarlada yüzdükleri kadar varlar. "   

Zafer Aracagök
july 2015, Galata

























Projection/ Gösterim, 2015




Rüya3/ Dream3, 2015




Sabah-Öğle-Akşam/ Morning-Noon-Evening, 2015



İstanbul Kavurma/ Istanbul Roast, 2015



"Ücra" serisinden/ from the Series "Remote", 2015



"Ücra" serisinden/ from the Series "Remote", 2015




Tarlada Yüzenler/ Swimmers In The Field, photo-gravure, 2010











..................................................                      ....     .            ......   .. .. . ........... .. ........